1/2 Kıbrıs-Cyprus myfieldnotes (2) PhD is a journey, not a destination *Pafhos-Tilliria/Dillirga

1/2 Kıbrıs-Cyprus
myfieldnotes (2)
PhD is a journey, not a destination

*Pafhos-Tilliria/Dillirga

Doktora çalışmamın en önemli parçası, alanda veri toplama aşamasıydı. Kuzey’de devlet okullarında sürdürdüğüm öğrenci ve öğretmenlerle olan mülakat ve sınıf içi gözlemler, Güney’de farklı bölgelerde, çalışmaya katılmayı kabul eden Rum devlet okullarında devam ediyordu. Bunlardan biri de Baf’tı.

Baf, Kıbrıs haritasında, Güney-Batı’da….
1974 öncesi, yerlilerinin tabiriyle, “Kasaba Baf”
UNESCO Dünya mirası listesinde, Yunan mitolojisinde Afrodit’in doğduğu yer; yada bir diğer adıyla Venüs’ün.

Baf, 2017 Avrupa Kültür Başkenti.
Ve Baf, Moutallos bölgesiyle, 1974 öncesi, Kıbrıslı Türkler’in bulunduğu; şimdilerde de, Kuzey’den Güney’e göç etmiş Rumlar’ın yaşadığı, geçmişin izlerinin sokak adlarında, dükkanlarında, Cami’sinde, Hamamı’nda takip edilebildiği yer; Moutallos… Moutallos’la da bilinmekte, “kasaba Baf”.

Lefkoşa’dan otobüsle gelindiğinde son durak Karavella otobüs terminalinin karşısındaki kahvenin arkasında bulunan otoparkın devamındaki sokak yada cami minaresi takip edildi mi, “FELLAHOĞLU” sokak karşılar sizi. Eğer Kato Pafhos, yani, liman tarafında bulunuyorsanız, liman terminalinden her 30 dk’da Moutallos’a giden 610 numaralı otobüsle varabilirsiniz. Tek yön 1.50 cent yada günlük bilet 5 Euro ve her yöne. Yada, ne tarafda diye sordun mu kahvede, sokak başında tavla-tavli oynayan Rumlara, hemen Kıbrıslı Türk olduğunu tahmin ediverirler. Varsa vakitleri, size bir de hikaye anlatırlar. Tabii, genelde okul ziyaretlerinde Kato Pafhos tarafında kaldığım için “Moutallos’a nasıl gidebilirm abi” diye sorduğumda, “Turko Kypria”? diye soran otobüs şoföründen dinledim hikayeyi. Moutallos ziyaretinden sonra istikamet Karavella’dan otobüsle alan çalışması için okul yolu bulundu.

Baf’da çalışmama katılmayı kabul eden iki lisede, sınıf içi gözlem ve mülakatların çoğu tamamlandı, ertesi sabah saat 08:30’da buluşmak üzere, Baf’dan Kato Pyrgos’daki okula gelecek olan öğretmen arkadaşla hotel kapısında buluşmak üzere sözleştik. Bu defa, Kuzey’e yani Türk tarafına geçişi Lokmacı yada Leadra Palace sınır kapılarından değil; Tilliriya/Dilirga Bölgesi, Kato Pyrgos’dan sonra ilk Türk köyü olan çilek diyarı Limnidi’de bulunan Türk sınır kapısından yapacaktım. 2010 yılında karşılıklı geçişe açılmış olan sınır kapısı.

Farklı ve maceralı bir yol olacaktı, alıştığım rotadan farklıydı. Poli Chrysochous üzerinden, Kuzey- batıdan takip edeceğimiz yolu daha önce hiç gitmemiştim. Harita’nın bir parçasıydı. Bize yasaktı. Gidilmezdi oraya. Gitmemiştik de zaten…Ben lisedeyken olan durumdu bu…!

Önümüzde, Baf-Limnidi arası yaklaşık 2-2 buçuk saatlik bir yol vardı…

Hiç bir noktasından geçmemiştim daha önce, hiç geçmeyi düşünmemiş, araştırmamış ve merak etmemiştim, ne ortaokula giderken ne liseye….’O, yani, adanın Güney-Batısı/Kuzey-Batısı bize ait değildi’….Haritadaki şekli, güzeldi… orası…Kafama kazındığı haliyle, “Gidilmez yerdi”…

Evet, insanlar vardı;
Polili, Poli nerdeydi?
insanlar vardı, Argakalı, Argaka nerdeydi?
Pomo?
Limni?
Goudi?
Lysos?
Gialia
Mansoura…

Babutsa incirli yol boyları,
Tepelere kurulu,
Portakal ağaçlı köyler gördük…
Kıvrımlı yollardan geçtik,
Dar yollara girdik,… gittik,….. gittik
Kiliseler, bayraklar ve yine kiliseler, yine bayraklar
Yol kenarında, isgemiye kurulmuş, hayatlar….
Uzaklaştıkca kasaba Baf’tan;
Yıkık evler, terk edilmiş köyler gördük…
Köylüler gidince, kuşlar bile gitmişti, ne acı…!
Gök yüzüne yaklaşır gibi, kıvrımlı yollar yerden uzaklaştırdı; yerden değil sadece, mekandan ve zamandan da
Mümkün mü ‘Kuzey Batı Dillirga’yı’ anımsamamak,
Anımsarken…
Zümrüt yeşili ağaçlar arasına karıştıkça, yükseldik
Bir Akdeniz mavisi karşıladı, mavisinde kaybolduk sanki
Temiz, sakin…
Sessizlik tedirgin eder mi; yoksa, meaknın zamanda çağrıştırdıkları mı?
Tuhaf bir duygu…durum…Limnidi’den sonra hayat mı vardı….?
Derken,
Bir Akdeniz esintisine, kopmayı bekleyen fırtınaya, hazır doğa;
Girintili çıkıntılı dağ-tepe,
Ekşiliceler, ısırgan otları, gömeçler, lapsanalar
Mavi-yeşile karışıp kaybolduk sanki
Yolun kıvrımlarında,
Dağın burnunda…

“Çekme fotoğraf şimdi…”!
“Askeri kamp” var;
Nerde?
‘       sizin’..!

Yukarda, en tepede, orda…

Askeri kamp, “Bizimdi”…!Az gittik, askeri kamp vardı solda, askeri kamp;

bu kamp, peki? ..

‘Bizim’…!
Onlarındı’; O, kamp…
Döndükce dönüyorduk
Sonra,
bir Vadi…içinde askerler vardı yine
‘U.N’ yazıyordu prefabrik ev üzerinde,
Ne sordum; ne söyledi
“Onlar”; ‘ne bizden’, ‘ne onlardandı’
Yabancıydı, “onlar”…
Burda olma sebepleri, “bizdik”
Tepeler boyu, deniz koylarında, yamaçlarda, evler, evler, evler..

Ne bizimdi….ne onların…
Yabancılarındı, evler de yabancılarındı…
Kıbrıs’ta bizimmiş gibiydi zaten…
Kimi kabul etmediği için pasaportla geçişi,

hiç bilmemişti öteki yarımı;
Kimi; göçmeni,
Kimi de dolaşım hakkı olmadığı için, doğduğu yere yabancıydı…

Herkes Kıbrıs’ı hakkı kadar yaşıyordu…Hakkı kadar alanda, haraket ediyordu…

Ne fotoğrafa sığan bir güzellikti, ne anlatmaya
Ne tarihi, Tarih dersinde vardı; ne coğrafyası, Coğrafya dersinde
‘Eksik’, aslında, herşeyini tam anlatan, tamamlayan bir kelimeydi…
Doğduğun yerin yabancısı; yabancıların yeriydi, Kıbrıs…
Kimi için bölüşülemeyen
Kimi için bölünmüş
Kimi için destinasyon
Kimi için bir göç hikayesi
Dönüp dolaşıp da geldiğin yer, ev..
e-lerine ve a-larına rağmen…

Yol boyu
Bir Rum
Bir Türk
Bir U.N kampı vardı…

Rum, Türkçe öğretmeye
Türk; Türkçe öğrenen Rumlarla tanışmaya
Arabada, biz…..
bir, Türk
bir, Rumduk
Gidiyorduk…
Ve biz,
‘düşmandık’
‘düşman mıydık’?
Ayni yoldaydık…
Ayni arabada….
İki Kıbrıs
İki Kıbrıslı
Kıbrıs; İki yarımdı,
Çalışma vesilesiyle Dipkarpazdan, Poli’ye; Mağusa, Larnaka-Pyle’den, Omorfoya, Lefkoşalara…tüm adayı gezmiştim,
İki yarım, bir Kıbrıs’dı…
Ve artık her yanım ve yarım bir Kıbrıs’tı…
Farkında olunmayan zenginlik ve güzellikte
Multi-kültürel

Ve biz, farkında olmadan, fark edebildiklerimiz kadarıyla
Gidiyorduk….

02. Mart. 2017
Perşembe

20160905_124340
mountainsssss

mansura1mansouraaa

Advertisements

Myfieldnotes@schools across the divide in Cyprus: Pafhos Region (1)

myFieldnotes: Pafhos Region

***

I visited one of the lykeio in the district of Pafhos on Wednesday for class observation and interviews as part of my research. This is the second lyceum I visited in Pafhos region. The school has designated classrooms, sport fields and auditorium, with 350 students and 40 teachers. As in many other schools, element of Culture was displayed around the school through paintings, drawings, folklore and grafittis on the walls. 

While some teachers are from Pafhos and the area; there are teachers driving this school everyday from Limassol and/or teachers visiting the school from different regions of Cyprus on part-time basis.
***
I had an opportunity to meet the headmaster for an informal talk and then I attended a Road Safety Presentation as part of Traffic Week activity with teachers and students. The presentation, hold by a police officer from the Pafhos District, was highly informative, covering many issues! all important for our safety on the roads!
***
As planned, then, I went into the language class with language teacher. We had a revealing 45-minute Q&A session with the students. The list of questions the students asked is already illuminating. This session was also important for both students and I for addressing various issues they might have about my research. It was a great opportunity for breaking barriers with a TCY, they have never met before; engaging in a 2-way communication through Q&A session, and hopefully, building mutual trust.
***
The young Παφιτης and Παφιτισσα
🙂 invited me to visit their class next week because they want to prepare more questions 😉
***
It was very interesting experience for me to spend some time at the school setting there; engaging in different activities, sitting in the teachers room, and visiting a class and trying to understand policy in practice…
***

We are breaking barriers; SİGA SİGA…

STOP PAYING LIP SERVICE tO……..bla bla bla ;)

Kıbrıs’da,

Akvaryumdayız sanki!

Ayni dört duvara vuruyoruz, her defasında!

Farklı insanlar dalıyor, ayni sonuçlarla çıkıyor, değişim diyor, değişemiyor, değiştiremiyoruz…

Formüle ayni değeri koyup, farklı sonuç beklemek gibi…!

E sonuç hep ayni….

Çözüm için şansını deneyenler farklı

Problemi çözümde uygulanan formül-teknik ayni yada benzer…

E nerde o zaman sorun?

Kaçınılan gerçekler, düğümcük olarak geliyor elimize…

İki kişi yada 5-10 kişi de değil durumun müsebbibi..

Ne yapılmadı süreçte yada yapılamadı?

***

Katalizör görevi görmesi için sunulan dizi dizi fikirler…

Tepkiler, ayni; öneriler? öneriler de ayni…

Devreye girme zamanı?

Çözerken değil; düğümlendikten sonra…

Yani, o da ayni

Dar alanda kısa paslaşma…ya sonra?

Önce olması gereken, Plan-Program; hep sonraya kalıyor,

Fikirler; romantik, güzel…  güzel de….uygulanabilir mi?

Ortamı çözen fikirler mi onlar, yoksa hassasiyeti olanları tedirgin eden, tehdit olarak algılanan, külleri canlandıran, fikirler mi onlar?

Hedef kitle, “barış ve çözüm” isteyenler mi olmalı sadece, yoksa, pratikdeki teşhisi reçetelenmiş hastayı tedavi mi?

Yani, iyileş(tir)mek, mümkünse iyileştirmek, yaşatmak, canlandırmak ve çoğaltmaksa eğer amaç; konuşan herkesin sorumluluğu var, etkisi de olabilir, iyi yönde.

E o zaman; zamanında, yerinde, uygulanabilir fikirlerle yola çıkmalı, çıkmazda kalma durumunda, koridorlar oluşturmalı, var olan ortamda uygulanmaya müsait önerilerle.

***

Eğer mümkünse, mümkün olduğuna inanıyorum, şimdi de oluşan yeni düğümü çözmeye çalışırken ve çaba harcarken y-etkisi, misyonu olan insanlarımız vardır. Gerçekleşmesi mümkün; uygulanabilirliliği mümkün; “Çözüm ve Barışı” destekleyen, isteyen insanları heyecanlandıracak değil sadece; pratikte yani okullarda (kuzeyde ve güneyde) gerçekte; ne var ne yok düşünerek, özellikle:

40 yıldır;

sadece kendi acı ve kederini,

savaş travmalarını, kayıplarını duymuş;

duvarda görmüş, duvara çizmiş olduğu, hikayesiyle sempati kazanmış,

duyduklarıyla; endişe büyütmüş, güvenmemeyi; ötekinin varlığını varlığına tehdit görmüş, gösterilmiş, öğrenmiş; Rumu, “domuz yeyen gavur” diye bilen; Kıbrıs’ın Kuzeyi’nde Yunanca konuşmayan insanların da ayni zamanda Kıbrıslı olabileceğini anlamayan, bilmeyen, kabul etmekte zorlanan insanların varlığını da göz önünde bulunduralım…Uzar gider liste…

***

Ve hatta;

Maronitlerin kendi dilleri olduğunu, Ermenilerin de Kıbrıs’ta yaşadığını, geçmişte karma köylerin olduğunu, can-ciğer kuzu sarması olmaya değil, esasen ihtiyacımızın saygı duymak ve kabul etmek olduğunu anlamak ve benimsemek gerektiğini fark edip, farkındalık yaratmak gerektiğini yaymak gerek…

***

Önce durumu iyi teşhis etmek gerek, tek yönlü değil, hasta komplike vaka; teşhis ederken, yaşarsa ne yapacağından ziyade, yaşayabilmesi için ne yapmak lazım? buna masada yatan “senin için kim” tarafından değil; “insan” tarafından farkına vararak, anlamak ve mücadele etmek gerek…

***

Gideceğim okulun olduğu bir mahallede, Güney’de; KKTC bayraklarını gören noktadaki göçmen evlerinin bazılarında, Yunan bayrakları çekiliydi; bir başka okulda, 15 Kasım kutlarken sen kuzeyde, güneyde o gün travmalar anlatılır, anlatılmaktadır.

***

M2’si küçük adada, genel olarak birbirini sadece düşman bilmiş; düşman yetişmiş….merak etme fırsatı dahi verilmemiş…Sorguladığı zaman sınıfda kavga çıkabilir korkusuyla, bastırılmış, sorulmamış sorular varya daha….

***

Birinin hassasiyeti, diğerinin güvencesi ya

Birinin garantisi, diğerinin düşmanı ya

***

Var olan okul şartlarında, ki bir gecede değiştirmek ve değişmek mümkün değil madem, gerçekci, uygulamaya konabilecek öneriler ve eğitim politikaları üretilsin, aksi takdirde, sana-bana pozitif gelen bu düşüncede olmayana sadece tehdittir….!

***

Masa daha çok dağılır, toparlanabilirse; toparlansa bile…hayaller değil, gerçekleri kabul edecek ve üstüne gidebilecek cesaret lazım…

Masada olma sebebi, masadan kalkma sebebi!

Yada, “herşey güzeldi” de bu, bir damla mı oldu? yoksa, son damla, bu mu oldu?

Konu derin, kaybedilen zaman,

Sıkıntı,

Hakkatten sıkıcı…!

***

Bir gerçek var; çözüm olsa da olmasa da yine yaşamaya devam edeceğimiz yer, “işallah”, KIBRIS….eğitimde yeni bir beste şart, yeni şarkılar öğrenme zamanı; sistem error veriyor, yani, esas siz benimle, eğitimle, ilgilenin diyor…

Çözüm bir ihtimal,

Olsa da olmasa da!

Şarkıyı, farklı tondan denemek lazım. Detone olmaya devam ediyoruz, tonu bulamadık, prozedi hataları var, düzeltmedikce, çirkinleşiyor ortamdaki sesler.

***

Eğitim paydaşlarının rolü büyük,

Barış ve Çözüm sürecine paralel değil sadece gaile, daha geniş ve kalıcı bir eğitim sistemi için; eğitim politikaları üretilmeli, vaad ettiği Avrupalılığı, demokrasiyi, çok kültürlülüğü, tolerans-empati- vs içselleştirmiş ve “ötekini” sistemine farklı şekilde dahil etmiş, her daim, her şartta.

“Unutturmayı” hedefleyerek değil; “Nefret ederek “Hatırlamayı” benimseyerek değil, birlikte yaşamanın mümkün olabileceğini, tarihin farklı sayfalarını gün yüzüne çıkararak…siga siga….Radikal değişikliklerle değil; ama var olan programlarda dahi, büyük değişimler için küçük kırılmalar yaratmak mümkündür. Gözlemlerimden…

***

Sorun çıkdığında değil; süreçte, devam ederken…

Samimi, uygulanabilir, fikri sunayım da, olursa, iyidir; değil…!

Eğitim sistemleri, ötekinin varlığını “düşman” olarak kabul etmişlikten artık “ignore” aşamasına geçmişse; bununla mücadele etmeyi hedefleyen gerçekci fikirler sunarak…

***

Umutsuzluk, öldürür…

Ve umut, en son ölür

Kolay kurulmadı,

yeni bir anlayışla, zor olsa da, yeniden kurulmalı.

😉

myPhDjourney

Hi,

This blog is about my PhD journey in Education at Exeter University, UK.

I have a longstanding interest in intercultural and post-conflict peace-building through language education, derived from my personal experience of growing up in a monolithic society with a segregated education system in the divided and conflict-ridden context of Cyprus. I am keen to understand intergroup contact and relations, social interaction, social representations of language identity, covert and overt language implementation policy and education systems in conflict-ridden polities. I will undertake this research in secondary school settings based in northern and southern Cyprus.

I will be posting mostly about my field trips, border stories, and challenges of undertaking qualitative research in the public school settings in the conflict-ridden context of Cyprus.

afet.